Hayvanların Aynasında İnsan

Abdullah Onay

İşçi sınıfı, sol tarihin en çok sözü edilen kavramı olsa gerek (sağ tarihin ise bahsi geçmeyeni). Dünyayı değiştirecek özne olarak sırtına yüklenen ağır sorumluluk, adına öncüsü tarafından kurulan “diktatörlükler”; ve sonrasında içinden işçi aristokrasisinin çıktığı, “zincirlerinden başka kaybedecek” şeyler de edindiğine dair hayal kırıklıkları. En sonunda da üretim modellerinin değişimi, otomasyon, gücünü kaybeden sendikalar ile birlikte ortadan kalkıp kalkmadığı tartışmaları…

İşçi sınıfına dayanan partilerin de etkilerini kaybedip ortadan çekilmeleri ile birlikte, “işçi sınıfı” bayramlarda, afişlerde, marşlarda yaşayan folklorik bir öge haline dönüştü. Bu, elbette siyasi bir özne olma haline ilişkindi.

Ancak, Korona salgını ile birlikte, salgına karşı direniş, sabun, maske ve evlere kapanma ile örgütlenirken; birilerinin bu “evde kal” çağrılarına uyamadığı, çalışmak ve üretmek zorunda olduğu “evde kal”anlarca bile anlaşıldı. Evet bir çalışanlar sınıfı mevcudiyetini sürdürüyordu. “Evde kal”anların tüketmesi için birilerinin “normal hayata” devam edip, çalışması gerekiyordu. Sosyalizm düşüncesinde zaman içerisinde egemen olan, işçiliği kutsayan, ama “iktidarı”nda bile…

View original post 2.994 kelime daha